Posts tagged Tarihi Eser

Yavuz Er Sinan Camii

yavuz_er_sinan_cami Cami 1455 yılında yapılmış yapılmış. 1862, 1905 ve 1960 yıllarında tadilat görmüştür. Sağrıcılar Camii diye anılır. Camiyi yaptıran Alemdar Sinan ile ilgili güzel bir İstanbul efsanesi mevcut;

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a yerleştikten sonra, kentteki günlük yaşam normale döndüğünde, bir gün ava çıkmak istemiş. Sultan, kentinin surları dışına çıkmış, uzaklaştıkça uzaklaşmış, avı da uzadıkça uzamış. Kente dönmeye karar verdiğinde de hava kararmaya başlamış.

Devamını Okumak için »

Siyavuş Paşa Çeşmesi

siyavuspasa_cesmesi

Bahçelievler’de Siyavuş Paşa Kasrı’nın önünde yer alır. Sadrazam Siyavuş Paşa tarafından Mimar Sinan’a 1572 tarihinde yaptırılmıştır. Siyavuş Paşa Çeşmesini harita üzerinde görmek için tıklayınız.

Siyavuşpaşa Kasrı (Havuzlu Köşk)

 

İstanbul’un tarihi eser bakımından fakir olan bir köşesinde Bahçelievler’de bu denli iyi korunmuş ve eski esere rastlamak şaşırtıcı. Bahçelievler Belediyesi’nin sitesinde eser hakkında şu bilgiler yer alıyor; Devamını Okumak için »

Hacı Ferhad Ağa Camii

haci_ferhat_aga_camii haci_ferhat_aga_turbe

Fatih Haydar Mahallesi’ndedir. Hacı Ferhad Ağa tarafından 1532 yılında yaptırılmıştır. Yangınla harap olan cami, 1968 yılında Vakıflar ve halkın yardımıyla tamir edilmiş. Camiyi yaptırtan Ferhat Ağa’nın türbesi mihrap duvarı önündedir.

Hacı Ferhad Ağa Camisini harita üzerinde görmek için tıklayın.

Molla Çelebi Camii

Molla Çelebi Camisi Yol genişletilmesi nedeniyle çevresinden soyutlanmış olan Molla Çelebi Camisi’ne halk “Fındıklı Camisi” der. “Çelebi” lakabı, bilimadamı olduğunu ifade eder. Molla Çelebi Anadolu Kazaskerliği’ne kadar yükselmiş olup, aynı zamanda şairdir. Sultan 3. Murat’ın Harem-i Hümayun’daki kadın müsahiplerinden Ayşe Hubbi Hatun ile evlendiği için “Hubbi Mollası” olarak da şöhret bulmuştur. Ünlü Şeyhülislam Zembilli Ali Efendi’nin oğlu olan Molla Çelebi Kadılık ve Devamını Okumak için »

Kız Taşı (Markianos Sütunu)

Fatihtedir. 450-457 yıllarında yapılmıştır. Bizans dönemindeki ismi Markianos Sütunu’dur. Sütunun bulunduğu meydana “Forum Amastrianon” deniliyordu. Söylenceye göre Kıztaşı denmesinin sebebi altından geçen kızlara bakire olup olmadıklarını fısıldamasıymış taşın… Bizans döneminde idamlık mahkumların cezalarının infaz edildiği meydanlardan biriydi.
Taşın etrafı 1908 yılına kadar ahşap evlerle kaplıyken. Büyük Çırçır yangınından sonra tekrar meydan olarak düzenlenmiş. Muhtemelen bu sütunun üzerinde İmparator Makianos’un heykeli bulunuyordu.
Taşın üzerinde şu metin yer alır;
“PRINCIPIS HANC STATVAM MARCIANI CERNE TOVUQVE PRAEFECTVS VOVIT QVOD TATIANVS OPVS” (İşte bu imparator Marcianus’un anıtıdır / Ki Tatianus bu eseri adamıştır)
marcianos
Tılsımlı Şehir İstanbul kitabında Kıztaşı ile ilgili şu efsane yer alır;
Ayasofya’nın inşası sırasında genç bir kız sırtına yüklediği koca bir sütunla Ayasofya’ya gidiyormuş. Yolda karşısına aniden bir cin çıkmış ve kıza: “Sırtındaki bu taşı nereye götürüyorsun?” demiş. Kız da cine: “Ayasofya diye bir kilise yapıldığını duydum. Çorbada benimde tuzum bulunsun diye ben de yüklendim bu taşı oraya götürüyorum.” diye cevap vermiş. Bunun üzerine cin: “Sen geç kalmışsın, kilise çoktan bitti. Sen o taşı aldığın yere bırak.” demiş. Kız çok üzülmüş ama çaresiz taşı geri götürerek aldığı yere dik bir şekilde bırakmış. Bir süre sonra kız kuşkulanmış. “Cin bana Ayasofya’nın bittiğini” söylemişti ama ben gidip gözlerimle göreyim.” demiş içinden. Yola koyulmuş Ayasofya’ya vardığında inşaatın henüz bitmediğini görmüş. O vakit kız cinin kendisini kandırdığını anlamış. Taşı almak için geri dönmüş. Fakat bütün çabasına rağmen, bu kez taşı bir türlü yerinden kıpırdatamamış. Meğer cinin sözüne kanıp taşı sırtından bıraktığı için kızın tılsımlı gücü kaybolmuş. Böylece bu taş da bugünkü yerinde kalmış.
Haritadaki yeri için tıklayınız.

Ihlamur Yıldız Yolu Dikilitaşları

Çocukluğumda etrafında oynadığım bu taşlar… 2. Mahmut döneminde silah ve top atışlarındaki başarıların nişanesi olarak buraya dikilmişler. Daha önce yine bu noktadaki “Süslü Karakol” ile ilgili yazdıklarımda bahsetmiştim bu taşlardan. Panoramik resimde altta tarafta kalan Ihlamur Camii Kuran Kursu yanındaki diğer taş görünmüyor.

Nalıncı Mehmet Türbesi

Unkapanı’nda, eski Cibali Tütün Fabrikası’nın arkasında, Haraçzade Camii karşısındadır. Nalıncı Baba’nın asıl adı, Muhammed Mimi Efendi’dir. Bergamalıdır. 1592’de vefat etti. Cenaze hizmetlerini bizzat padişah gördü ve onu evine defnetti. Devamını Okumak için »

Lohusa Kadın Türbesi



Bir arkadaşımın evinin tavanrasında birşeyler aranırken “Tarihimizde Yaşanan Garip Vak-alar” adında 1950′li yıllarda basılmış bir kitap bulmuştum. Kitap gerçekten ürpertici bazı tarihi olayları anlatıyordu. Lohusa Kadın Türbesi’nin hikayesini ilk kez bu kitapta okumuştum. Gerçekten korku filmi kıvamında..
1647 yılında vefat eden ‘Lohusa’ ya da esas adıyla Rahime Sultan’ın kabri, Şişhane’den Kasımpaşa’ya inen yolun sağındadır.”http://zembil-sarkasiya.blogspot.com/” sitesinde bu türbenin hikayesi şöyle anlatılır.
“Hikayeye göre, seferde olan bir yeniçerinin hamile karısı doğurmasına çok az kala vefat eder ve o zamanlar mezarlık olan bu bölgeye gömülür. Karısının defnedilmesinden birkaç gün sonra seferden dönen yeniçeri mezarı ziyaret edince, mezardan ağlama sesleri geldiğini fark eder. bebek toprağın altında doğmuş, geçen birkaç günde de hernasılsa hayatta kalabilmiştir. bunun üzerine mezar kazılıp çocuk çıkarılmış, mezarın üzerine bir türbe yapılmış, adına da loğusa kadın türbesi denilmiş.”
Yukarıdaki hikayede anlatılan çocuğa ‘Meyyitzade’ yani “ölüden doğan” denir. Müeyyitzade 1.Ahmet döneminde yaşamış devrin büyük alimlerinden biri olmuştur.
Lohusa Kadın türbesi içerisinde Rahime Sultan, Müeyyitzade ve kime ait olduğu bilinmeyen 2 tane sanduka bulunmaktadır.

Sultan 2.Mahmut, Abdülaziz, 2.Abdülhamit Türbesi

Bab-ı âli yokuşu, Çemberlitaş çıkışındadır. Türbe Sultan 2.Mahmud için yapıldı. Sonra Osmanlı hanedanı ve ünlü devlet adamları, şairler, fikir adamları, önemli bürokratlar ve Sultan Abdülaziz ile Sultan 2. Abdülhamit te buraya defnedildi.