Nazır Mehmet Halil Efendi tarafından 1879 tarihinde Uşşaki dergahı olarak yaptırılmıştır. Tekkenin kapatılması ile başka amaçlarla kullanılan eser 1951-52 yıllarında halkın yardımıyla tamir edilmiş ve ibadete açılmıştır. Çevre duvarına gömülü kitabeli çeşme, tekkeden daha eskidir. 1562 yılında yaptırılmış olan bu çeşmenin kitabesi Ahmet Karahisari’ye aittir.
Uşşaki Camii’nin harita üzerinde görmek için tıklayınız.
Fatih İlçesi’nde, Balat’ta, Karabaş Mahallesi’nde, Vapur İskelesi Sokağı’nda bulunmaktadır. “Yusuf Şücaüddin Ambarî Camii” ya da “İskele Camii” adları ile de anılır.
Yapı Fatih dönemi alimlerinden olan Yusuf Şücaüddin Ambarî tarafından inşa ettirilmiştir. Caminin giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesinden anlaşıldığına göre 1766 ve 1892’de tamir görmüştür. Son olarak 1987’de Haliç’in etrafı açılırken iki yol arasında kalmış ve önemli tamirler görmüştür. Minaresi de batı cephesinden alınarak kuzey cepheye yerleştirilmiştir.Yapının kapısının bitişiğinde yer alan çeşme, 2.Mahmud’un çuhadarcıbaşısı olan Bekir Efendi’nin validesi Hafize Hanım tarafından 1828’de yaptırılmıştır.
Yusuf Şucaaddin Camini harita üzerinde görmek için tıklayınız.
Topkapı’da bulunan ve cami, medrese, sıbyan mektebi, çeşme ile türbeden oluşan, 16.yy yapısı külliye. Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamlarından Kara Ahmed Paşa tarafından yaptırılmasına başlanmıştır. (more…)
Fatih Edirnekapı’dadır. Karasu Üçbaş Köyünde doğan Nureddin Hamza tarafından 1532 yılında yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın tarihi tespit edilebilen ilk eseri olmasından ötürü önemlidir. 1989 yılında tekrar yapılmıştır. Minare kaidesi ve kitabesi döneminden kalmadır.
Harita üzerinde görmek için tıklayınız.
Arakiyeci İbrahim Ağa Tarafından 1591 yılında yaptırılmıştır. Takkeci Camii olarak bilinir. Bu cami hakkında ayrıntılı bilgi Mustafa Cambaz tarafından verilmiş. Mustafa Cambaz’ın web sitesine ulaşmak için tıklayınız.
Harita üzerinde görebilmek için tıklayınız.
Fener semtindedir. Cami’nin bugün ki kitabesinde şöyle yazmaktadır;
“Fener Kapısı Mescidi” ismiyle de anılan cami, Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Surlarda görevli askerler için inşa edildiği ve Sultan Fatih’in de bizzat burada namaz kıldıgı rivayet edilmektedir.
İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen mescid, yangında harab olmuş ve Süzgeççi Yusuf Yazıcı tarafından ihya edilmiştir. H. 1308/ 1890-91 tarihinde Hacı Raşid Efendi tarafından yeniden yaptırılmıştır.
Harita üzerinde görmek için tıklayınız.
Blaherna Sarayı’ndan kalan tek bölüm olan Tekfur Sarayı…(Konstantinos Porfirogennetos Sarayı). Dethier burayı ayrıca “Hebdomon” ve “Taç Sarayı” adlarıyla anıyor. Bu saray parçası bir zaman Osmanlı sarayının fil ve zürafa gibi hayvanlarının kapatıldığı yer olmuş. 18. yüzyılda ise, İznik’te artık ölen çiniciliği canlandırmak isteyen yenilikçi Sadrazam İbrahim Paşa burada bir çini imalathanesi kurdurmuş.
Byzantium1200 sitesinde 1200 yılında Tekfur Sarayı’nın durumunu canlandırmışlar.
Daha önce “Ayvansaray” yazısında Blaherna (Blakernai) ile ilgili birşeyler yazmıştım.
Harita üzerinde görmek için tıklayınız.
Semt ismini Blaherna (Blekernai) Sarayı’ndan alıyor. “Eyvanlı Saray”ın geçmişten günümüze değişmiş halidir.
Blaherna Sarayı istanbul surlarının dışında yer alıyordu. Saray, 7. yüzyılda İmparator Heraklios devrinde surların genişletilmesi sırasında surların içinde yer aldı. Latin işgali sırasında yağmalandı. Günümüzde bahsi geçen saraydan geriye birkaç taşparçası kalmıştır. (Bölgedeki birçok evin temel ve duvar taşları bu saraydan kalanlarla yapılmıştır)
Tarihçilerin görece yeni bulgularına bakılırsa, aslında İstanbul’dan daha eski bir yerleşim yeri olduğu anlaşılıyor. Efsanevi Byzas, körlerin şehri karşısında kendi şehrini kurmak üzere buralara geldiğinde, Samatya’da bir köy varmış. Bu köy, ancak Teodosios bugünkü kara surlarını yaptırdığı zaman İstanbul’un içine katılmış.Bizans döneminde bölgenin ismi Psamatia (Kumluk anlamına gelir) idi. Yine bizans döneminde şehrin en büyük limanları olan “Elefterios” ve “Teodosios” buradaydı.
Fatih Sultan Mehmet, devletinin önemli cemaatlerinden Ermenilerle de gerçekleştirmek üzere, iyi tanıdığı Bursa Piskoposu Hovakim’i de İstanbul’a çağırdı ve 1461′de onu İstanbul Ermeni Gregoryen Patriği yaptı. İlk Ermeni Patrikliği Samatya’da kurulmuştu.