Feshane ile ilgili kendi sitesinde şöyle yazmakta;
Feshane 1839 yılında Padişah Abdülmecit’in fermanıyla Osmanlı ordusunun fes ve aba ihtiyacını karşılamak amacıyla kuruldu. Ülkemizin gerçek anlamda ilk tekstil sanayi kuruluşu olan Feshane, 1851 yılında Belçika’dan getirilerek monte edilen kolonlarla, çelik konstrüksiyon yapının dünyadaki ilk örneklerinden biri oldu. Buharlı dokuma tezgâhları da yurtdışından getirilen Feshane, 1866 yılında döneminin en gelişmiş dokuma fabrikası olarak yenilendi.Feshane’de dokunan kumaşlar, 1855 Paris 3. Uluslar arası Sergisi’nde, 1863 İstanbul Sergisi ‘’Sergi-i Umum-i Osmani’’ ve 1893 Chicago Uluslar arası sergisi’nde sayısız altın madalya ile ödüllendirildi. 1939 yılında o zamanki adıyla ‘’Feshane Mensucat A.Ş ‘’ kapatılarak, Sümerbank Defterdar Fabrikası dönüştürüldü.1986 yılında ise Haliç çevre düzenleme çalışmaları nedeniyle tahliye edilen fabrikanın 8000 m2 lik büyük dokuma salonu aslına sadık kalınarak restore edildi.
Feshane’yi harita üzerinde görmek için tıklayın.
Sadrazam Hüsrev Paşa tarafından (ö.1855) yaptırılan külliye bünyesinde bulunan tekke, Nakşibendiliğin Halidi koluna bağlı olup, Perşembe günleri ayin icra edildiği, Mecmua-i Tekaya’nın basıldığı 1889′da Murad Efendi adında bir şeyhinin buluduğu, son postnişinin ise Şeyh Mehmed Şefik Efendi (Eryuvası) olduğu tespit edilmektedir.Son şeyhin ailesi halen tekkenin harem bölümünde ikamete devam etmekte, derviş hücrelerinin 1930′da yıktırılarak yerlerine bir boyahanenin yapıldğı, söz konusu yapının da 1976′da kaldırıldığı ve yerinin mezarlığa katıldığı bilinmektedir. (more…)
Eyüptedir. Zal Mahmut Paşa tarafından 1551 yılında,(Yapım tarihi bazı kaynaklarda 1577 olarak görünür ki bu tarih daha makul çünkü banisi Zal Mahmut’un vezir olmasından sonra yapılmış olmalı…) Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.(Yada Mimar Sinan tarafından yetiştirilen bir Mimar’a…) Zal Mahmut Paşa, Kanuni döneminde saray entrikaları ile anılan vezirdir.(Kanuni sultan Süleyman’ı oğlu şehzade Mustafa’ya karşı kışkırtarak boğdurtması…) İri yapılı olmasından ötürü “Zal”(pehlivan) namı ile anılır. Bosnada doğdu Enderunda yetişti. 1567 yılında vezir oldu. Sultan 2.Selim’in kızı Şah Sultan’la evlendi 1580 yılında eşiyle aynı gün vefat ettiler.(?)
Haritadaki yerini görmek için tıklayın.
İstanbul’un fethinde ordunun arpasını temin eden Hayrettin Ağa tarafından yaptırılmıştır(Türbeside yapının yan tarafındadır). Yani fetih dönemi camilerindendir. Vakıf kayıtlarında Mimar Sinan tarafından onarıldığı yazmaktadır. Fakat günümüzdeki hali o onarımdan da geriye birşey kalmadığının ıspatıdır.
Harita üzerinde görmek için tıklayın.
Eyüp E-5 bağlantı yolu kenarındadır. Eyüp belediyesi tarafından onartılmıştır. Asıl adı Süleyman Ağa (Dilsiz) Çeşmesi’dir. Kitabesi yoktur. İstanbul Çeşmeleri kitabında 1586 (3. Murat dönemi) yılında yapıldığı yazar. Aynı kitaba göre kitabesi şöyledir.
“Han Murad’ın lâl’-i makbulü olan Süleyman Ağa bir Ferhunde zat
Hayr içün yapdı bu âli çeşmeyi sâhib-ûl hayrat ol nigû-sıfat
Selsebil-âsâ revan târihini didi Sâi bâis-i âb-ı hayat”
Harita üzerinde görmek için tıklayın.
Fransız edebiyatçı Pierre Loti’nin istanbuldaki birçok evinden bir tanesi buradaydı. (Bilinen diğerleri Hasköy camii karşısında, Çarşamba’daki Pammakaristos kilisesi civarında, Çemberlitaştaki Atik Ali Paşa Medresesi sokağındadır) Manzarası enfes bu tepenin geçmiş ve günümüzdeki halleri ekte…