Posts tagged Beyoğlu
Taksim Cumhuriyet Anıtı
Şub 6th
Osmanlı Bankası Binası
Oca 26th
Karaköy Bankalar Caddesi üzerindeki yapı Alexandre Vallauri tarafından 1890 yılında yapılmıştır. Bugün Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi, Garanti Bankası ve Merkez Bankası tarafından kullanılan bu binalar, cadde üzerinde, haklarında en fazla bilgiye sahip olunan iki binadır. Tapu kayıtları 1828′e kadar uzanan bu arazi, o tarihte Apik oğlu Bedros’un zevcesi Antranik’ten Hamdullah Ağa’ya satılmış;
Karaköy İş Bankası Binası (Sigorta Han)
Oca 24th
İş Bankası’nın Galata şubesinin bulunduğu bu mekânın tespit edilebilen en eski hali, Gavand planında aralarında dar bir kör geçit bulunan iki kâgir binadan oluşmaktadır. 1905 planında ise bu iki bina, Castro Han ve ismini Belçikalı banker Charles Helbig’den alan Helbig Han olarak isimlendirilmektedir. Castro Han genellikle numarasını Mertebani Sokak’tan almakla beraber, bu iki hanın varlığını 1915 yılına kadar belgelemek mümkün olmamaktadır.
Voyvoda Han
Oca 12th
Bankalar Caddesi üzerindeki daracık cephesi ve arkaya doğru genişleyen yapısıyla Voyvoda Han, asır başından itibaren cadde üzerinde yaşanan yapı farklılaşmasının tipik bir örneğini oluşturmaktadır. Daha önce içinde lokanta, marangoz ve demirci dükkânı gibi küçük işletmeler bulunan ahşap bir bina olup, 1903-1904 yıllarında inşa edildiği anlaşılan bu han, caddenin alt kısımlarındaki büyük ve görkemli binaların aksine, mevcut parsel yapısına uyum göstermek zorunda kalmış bir yapıdır.
Kamondo Merdivenleri
Oca 11th
Osmanlı Devletine borç vermiş, Osmanlı’da bankacılığın önemli ailelerinden “Kamondo Ailesi” tarafından yaptırılmıştır. 1860’lı yıllarda art nouveau uslubuyla yapılmış Kamondo Merdivenleri, Bankalar Caddesi ile Banker Sokağı birbirine bağlar.
Okçu Musa Camii
Ara 14th
12’NCİ İSTANBUL ULUSLARARASI SİNEMA TARİH BULUŞMASI…
Ara 1st
Tematik “felsefe ve düşünce festivali” kimliğiyle küresel kültür ve sanat etkinlikleri takviminde ayrıcalıklı bir yere sahip olan İSTANBUL SİNEMA TARİH BULUŞMASI, 12’nci yılını kutlayacağı 2009’da, AVRUPA KÜLTÜRLERİ İSTANBUL BULUŞMASI teması ekseninde Türkiye ve Avrupa’nın ortak mirasını ve bu mirasın uçsuz bucaksız zenginliğini keşfe çıkmaya hazırlanıyor.
Düzenlendiği ilk yıldan bu yana keskin bir öngörü ve hassasiyetle küresel gündemi etkileyecek konuları ve sorunları merkezine alan İstanbul Uluslararası Sinema Tarih Buluşması’nın 2009 film seçkisi ve etkinlikleri, METRO Group’un sponsorluğu ile, Türkiye ve Avrupa kültürlerinin köklü ortak mirası ekseninde, ortak öykülerin, deneyimlerin ve duyguların beyaz perdedeki yansımalarını aydınlatacak.
12’İNCİ İSTANBUL ULUSLARARASI SİNEMA TARİH BULUŞMASI’NDA
SİNEMA KÜLTÜRLERİN KAVŞAĞINDA
İstanbul Uluslararası Sinema Tarih Buluşması, 12’nci yılının film seçkisinde, festivalin yedinci sanatın ayrıksı, cesur ve klasikleşmeye aday yapıtlarını “ilk”lere imza atarak seyirciyle buluşturma geleneğini sürdürecek. Dünyanın dört bir yanından gelen, Cannes, Berlin, Toronto gibi prestijli film festivallerinden ödül ve övgülerle dönen nitelikli filmlerin buluşacağı festivalin bölüm başlıklarından bazıları şöyle sıralanıyor:
“Avrupa Kültürleri Buluşması” (Meeting of European Cultures)
“Yeni Keşifler” (Discovery)
“Dünya Festivallerinden” (From World Festivals)
“İnsan Hakları” (Human Rights)
”Beyaz Perdenin Tanıklığı: Polonya Sinemasına Bakış”
(The Silver Screen as Witness: A Panorama of the Polish Cinema)
Turabi Baba Türbesi
Kas 6th
Kasımpaşa Camisinin denize bakan tarafında askeriyenin karşısındadır. Türbe duvarındaki kitabede şunlar yazmaktadır;
Mehmet Türabi Efendi, Tersane-i Amire’de çalışan Osmanlı gemicilerinden olup, aynı zamanda Kadiri Tarikatının da şeyhi idi. 1812 yılında ölmüştür. Daha önce Kasımpaşa’da Kadiri Tarikatına ait bir tekke yaptırmış ve tekkesinin yanına da türbesini eklemiştir. Bu tekke 20. yüzyılın ortalarında yanmış, kalan bölümleri kum ve tuğla deposu olarak kullanılmış, 2004 yılında da tamamen yıktırılmıştır.
Günümüze gelen türbe, dikdörtgen planlı, düz çatılı bir yapıdır. Duvarları moloz taş ve tuğladan örülmüştür. Cephesinde tuğla dizileri peşpeşe sıralanmış ve bu da yapıya bir orijinallik katmıştır. Türbenin Haliç’e yönelik cephesinde bir çeşme, onun her iki yanında da üçer penceresi vardır. Ayrıca giriş cephesinde kapının yanı sıra üç penceresi daha bulunmaktadır. Türbenin diğer cepheleri iki yanındaki yapılara bitişiktir.
Türbenin içerisinden tavan eski gemi direklerinden yapılmış desteklere dayanmaktadır. Burada tersaneden çıkmış demir raylar kullanılmış ve böylece hiçbir yapıda görülmeyen bir iç düzenleme ile burada karşılaşılmaktadır.
Türabi Baba’nın mezarı ahşap bir şebeke ile çevrilmiştir. Türbe içerisinde Şeyh Mehmet Türabi Efendi’nin, Şeyh Ahmet Efendi El Kadiri (1832), Şeyh Seyit Halil Kadiri (1851), Şeyh Ali Kuzu El Kadiri (1861), Şeyh Hasan Rıza El Kadiri (1876), Şeyh Ali Rıza Efendi ile Kadırga Mimarı Mustafa Ağa (1599) ile kimliği bilinmeyen altı kişiye ait toplan on üç mezar bulunmaktadır.
Türbe duvarı üzerindeki çeşme, kitabesinden öğrenildiğine göre Sultan 2. Abdülhamit devri (1876–1909) deniz amirali Şükrü Paşa tarafından onarılmıştır.
Tekke binası, İstanbul’un işgali sırasında, milli mücadele için asker ve cephane toplanan önemli bir merkez olarak kullanılmış. Bina tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından bir müddet Kasımpaşa Güreş Kulubü olarak kullanılmış. 1927 yılında Kasımpaşa Spor Kulübü’nde yetişen gençlerin Dünya şampiyonu olmasının ardından, Mustafa Kemal Atatürk okunması için gençliğe hitabesini tekkeye gönderir ve hitabe okunarak törenle duvara asılır. Böylelikle bina, Gençliğe Hitabe’nin okunduğu ilk yerlerden biri olarak tarihe geçer. 1975’te geçirdiği yangının ardından bina, zamanla bakımsız kalarak çökmüş, günümüze ancak türbe bölümü ulaşmıştır. Beyoğlu Belediyesi’nin girişimiyle, orijinaline uygun olarak 2007 yılında restore edilerek tekke “Turabi Baba Kütüphanesi” ne dönüştürülmüştür.
Türbenin içerisindeki Kuran 1975 yılındaki tekke yangınında hasar görmemiş. Bölge ahalisi bu durumun bir hikmeti olduğuna inanmıştır. Bu Kuran türbe içerisinde sergilenmektedir.
Turabi baba türbesini harita üzerinde görmek için tıklayın.
Piyale Paşa Türbesi
Eki 11th
Piyale Paşa Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520–1566) on dört yıl Kaptan-ı Deryalık yapmış ve birçok deniz savaşı kazanmıştır. Piyale Paşa’nın aslen Hırvat olduğu söylenmektedir. Müslüman olduktan sonra Abdurrahman ismini almış, Osmanlı sarayında Enderun’da yetiştikten sonra Kapıcıbaşı olmuştur. 1553–1567 yıllarında aralıksız 14 yıl Kaptan-ı Deryalık görevini sürdürmüştür. Bu dönemde Sakız ve Cebre adalarını ele geçirmiş İspanya, Fransa ve İtalya kıyılarındaki irili ufaklı 67 adayı Osmanlı topraklarına katmıştır. İspanya Kralı II. Philip’in donanmasını bozguna uğratarak kumandanını esir almıştır. Sultan II. Selim’in (1566–1574) kızı Gevherhan Sultan ile evlenmiş, saraya damat olmuştur. Bundan sonra üçüncü ve ikinci vezirliğe getirilmiş ve 1577 yılında ölmüştür.
Kasımpaşa’da cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi, sebil, hamam, çarşıdan oluşan bir külliye yaptırmış, türbesini de onlara eklemiştir.
Türbe, düzgün köfeki kesme taştan sekizgen planlı olup, üzeri basık bir kubbe ile örtülmüştür. Klasik Osmanlı mimari üslubunda, oldukça sade bir yapı olan bu türbenin her cephesinde altlı üstlü ikişer penceresi vardır. Önündeki ahşap çatılı revak kısmı XVIII. yüzyılda yıkılmış, daha sonra buraya barok üslupta akantus başlıklı sütunların taşıdığı yeni bir revak yapılmıştır. Bu revak da günümüze gelememiştir.
Türbe içerisinde Piyale Paşa, oğulları ve kızlarına ait üçü ahşap onu mermer olmak üzere toplam on üç sanduka bulunmaktadır. Buradaki mermer lahitler kabartmalarla ve kalem işleri ile süslüdür. Ancak bu bezemeler 1990 yılında yapılan restorasyon sırasında bozulmuş ve özelliğini kaybetmiştir.
Günümüzde türbe, İstanbul Türbeler Müdürlüğü’nün yönetiminde olup, ziyarete açıktır.




