Ramazan Bedük’ün Milliyet’teki Yazısı…

Ramazan hoca’nın Binbir Direk Sarnıcı ile ilgili yazısı bugün Milliyet’te yayınlandı… Yazıyı okuyamayanlar için….

bir-istanbul-masali-554105

BiR iSTANBUL MASALI

Tarih öğretmeni Ramazan Bedük, İstanbul’u geziyor ve şehrin arka planda kalmış hikayelerini yazıyor. Bedük, ‘Binbirdirek Sarnıcı’nın ve üzerindeki parkın efsanesini yazdı.

Sultan Ahmet Adliye Sarayı’yla Klodfarer Sokağı arasında bulunan park; parke taşlarıyla, yeşil alanıyla ve banklarıyla betonarme binaların arasında kendi halinde duruyor. Ama bir pazar sabahı Divanyolu’nun keşmekeşinden uzaklaşıp sessizliği dinlediğinizde, burayı parktan çok bir ‘boşluğa’ benzetiyorsunuz. Tarihe günübirlik bir parantez açabileceğiniz ve kenarına geçip 40 odalı masaldan saray düşleyebileceğiniz bir boşluğa… Borular, çok camlı gri metal yapı ve İbrahim Müteferrika’nın heykeli boşluğun sürekli sakinlerinden. “Borular ve metal yapı neyin nesi?” diye sorulabilir. Parkın altındaki sarnıcı havalandırmak için yapılmışlar.
Bizans döneminde bu boşluğun, yani parkın üzerinde bir saray varmış. Roma’dan gelen Philoksenos, sarayın su ihtiyacını karşılamak için hemen altına bir sarnıç yaptırmış. Sarnıca ‘Fileksenus’ (Sarayı yapan kişinin adı) denmesi bu yüzden. Osmanlı ise buraya, ‘birbiri üzerine bindirilen’ anlamına gelen ‘Bindirek’ demiş önce. Zamanla da sütunların çokluğundan olsa gerek (tam 224 tane) ‘Binbirdirek’ diye anar olmuşlar.
Sarnıcın üzerine 16′ncı yüzyılın sonlarında Vezir Kara Fazli Paşa bir saray yaptırmış. O ölünce de saray, kızı Gevher Sultan’a kalmış. Ardından burası kimilerine göre bir aşkhaneye, kimilerine göre de bir batakhaneye dönmüş Gevher Sultan’ın maharetli ellerinde.
Gevher Sultan her gün saraydaki birbirinden güzel cariyelerden birini dışarıya gönderiyor; çarşı pazar dolaştırarak paralı adamlar avlatıyor, daha sonra da adamları sarayında ağırlayarak yedirip içirip eğlendiriyormuş birbirinden güzel cariyelerin koynunda. Buraya kadar saray aşkhaneymiş. Batakhane faslı da bundan sonra başlıyormuş.

Gevher Sultan’ın kurnazlığı
Eğlencenin sonunda haliyle adamların cebinde para kalmıyormuş. İş ‘beş parasızlık kalmak’la bitse iyi… Gevher Sultan bırakmıyormuş felekten bir gün çalmanın hesabını yapan zavallıcıkların yakasını. Soyulan adamlar, doğal bir zindan olan sarnıçın karanlık, soğuk ve rutubetli odasına atılıyormuş. Öldürülmek için değil tabii; ceplerindeki mühürleri alıp sahte evrak düzenleyerek yakınlarından para sızdırmak için. Sızdırılacak parası çok olanlar uzun yaşıyormuş Binbirdirek Sarnıcı’nda. Parası kalmayanlardan ise bir daha haber alınamıyormuş zaten.
Bir pazar sabahı kahve içmek için uğradığım Binbirdirek Sarnıcı’nda; Fileksenos’u, Gevher Sultan’ı, ‘kadın’ denilen tutkunun peşinde koşup belki soğuktan donarak, belki de rutubetten çürüyerek ölen hemcinslerimi ve onların Gevher Sultan’a ettikleri bedduaları düşünmeden edemedim.
Belki bu meçhul adamların bedduası tuttuğundan, Tayyarzade denilen biri ihbar eder durumu IV. Murat’a. Hikayenin bundan sonrasını da tahmin edilebilir herhalde. IV. Murat, Gevher Sultan’ı kendi eliyle öldürür. Birbirinden güzel cariyeleri de idam ettirir. Boşluğun hikayesi bu trajediyle bitmiyor tabii.
Esas trajedi, tüm bu olaylardan sonra İstanbul’un başının belası haline gelecek yangınlar oldu. 1660′da yaşanan Ayazmakapısı yangınında, Fazli Paşa Sarayı yandı. Onun yerine yapılan, bir süre de defterdarlık olarak kullanılan ahşap konak da 1865 Hocapaşa yangınında kül oldu. İstanbul’daki birçok ahşap konak gibi…

<!– bö!2010 kullanıcı kodu= 076a27c0892478b4dfdcb47473598e4bb33fca18 –>

Benzer Yazılar

  • No Related Post

Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesini bitirdi. Bir şirketin sosyal medya hesaplarını yönetiyor. İstanbul'a olan merakı hayalleme.com bloğunu ona yazdırdı. Ekolojik Üreticiler Derneği gönüllüsü. Güncel ekoloji haberlerini dogalyasamrehberi.com sitesinde paylaşıyor. m.bayram.ali@hayalleme.com

E-posta adresiniz gösterilmeyecek. Gerekli alanlar * ile işaretlidir.

*



Reklam

Translate

E postayla takip edin

Mail adresinizi alttaki kutucuğa yazın:

her yeni yazıda size mail gelsin

Blogroll

İstanbul'a ait tarihi cami, hamam, türbe, kilise, çeşme, kültürel tesis, turistik yerlere ait bilgilerin, nostaljik fotoğrafların ve panoramik fotoğrafların yer aldığı blog. 

İstanbul'u seven kültürel mirasına sahip doğduğu yerin önemi olmaksızın İstanbullu olabilenlerin buluşma noktası.

bilgi@hayalleme.com