Galata Semtinin Kısa Tarihçesi
M.Bayram Ali // 13 Mart 2010 // 0 yorum // kategori: Genelİdari olarak BeyoÄŸlu’nun bir parçası olan Galata, Tophane, Azapkapı va Galata Kuleleri arasında kalan yerleÅŸim yerinin adıdır Galata. Osmanlı, Haliç’e “Haliç-i Dersaadet”, BoÄŸaz’a “Haliç-i Bahri Siyah” (Karadeniz BoÄŸazı) derdi. Galata Haliç’le BoÄŸaz’ın kesiÅŸtiÄŸi noktadır.Â
Antik çaÄŸdaki adı Sykai ya da Sykaena (incirlik) olan galata, kimi kaynaklarda Sykudis olarak geçer. Bu dönemde Galata’nın surlarla çevrili küçük bir kasaba olduÄŸu, bir kilisesi, bir hamamı, bir tiyatrosu, beÅŸ deÄŸirmeni, 400 hanesi, 40 ÅŸehir muhafızı bulunduÄŸu yazılır.
“Gala” sözcüğü Rumca “süt” anlamına gelir; Galata’nın adının semtteki süt hanelere gönderme yaparak türetildiÄŸi söylenirse de bu görüşü destekleyen tarihsel destekler bulunmamıştır.
Galata’nın İtalyanca “denize inen yol” anlamına gelen galata kelimesinden de türemiÅŸ olması muhtemeldir. Ortodoksların, Katolikleri Galus olarak adlandırması, Galata’nın bir Katolik kasabası olması ve Anadolu’da Katoliklerin yaÅŸadığı yerlere Galatea denilmesi, semtin adının kökenine iliÅŸkin diÄŸer bir görüştür.
I.Jüstinianus, I. Constantinus’un IV. yüzyılda yaptırdığı Galata surlarını tamir ettirmiÅŸ, semt bu nedenle kısa süre için Justiniana ya da Justiniapolis olarak anılmıştır.
Galata’nın parlak dönemi 12. yüzyılda buraya bazı ayrıcalıklarla yerleÅŸen Cenovalılar ile baÅŸlar. Bölge bir ara Venediklilerin eline geçer. 13.yüzyıldan sonra bölge Cenovalıların egemenliÄŸinde bir Latin Kolonisidir.
Galata çeÅŸitli mezheplere, tekkelere, dinsel ayrımlara baÄŸlı Müslüman, Rum Ortodoks, Ermeni (Gregoryen, Katolik, Protestan), Süryani, Keldani, Yuahudi (Romanyot, Karay, Seferad, AÅŸkenaz), Arap, Çingene, Sırp, Arnavut, Ulah, Cenopvalı, Venedikli, Fransız, Levanten topluluklarıyla zengin bir dinler, diller mozaiÄŸi oluÅŸturur. 19. yüzyılda nüfus artınca yerleÅŸim yukarı doÄŸru kayar, konsolosluklar orada kurulur, zaman içinde bu günkü BeyoÄŸlu kurulur. Galata’yı çevreleyen ve Galata Kulesi’nde uç noktaya ulaÅŸan surlar Osmanlılarla birlikte yıkılır ve zaman içinde geriye çok az bir kalıntı kalır.
Gemicilerin semti olması nedeniyle aynı zamanda bir eÄŸlence merkezi haline gelen Galata sık yangınlarıyla sürekli yenilenir. Yabancı devlet temsilcilerinin, reformcu sultanların BeyoÄŸlu’na ağırlık vermesiyle büyük kamu binalarına sahip olamaz. Yine de Galata her köşesinde tarihsel bir gizemi barındırmaya devam eder.
Tarih boyunca Haliç’in iki yakasını Galata köprüleri birleÅŸtirmiÅŸtir. Bizans tarihçileri, Haliç üzerindeki ilk köprünün I.Jüstinianus (6.yüzyıl) devrinde yapıldığını, adının Aghios Khalinikos Köprüsü olduÄŸunu yazarlar. Yeri tam olarak bilinmemekle birlikte, 12 kemerden oluÅŸan bu taÅŸ köprünün Eyüp-Sütlüce arasında olması ihtimali yüksektir. Fatih Sultan Mehmet de İstanbul kuÅŸatması sırasında Haliç’e bir köprü yaptırmıştır. Demir halkalarla birbirine baÄŸlanmış ve üzerine kalın kalaslar çakılmış dev fıçılardan oluÅŸan bu köprü Ayvansaray- KasımpaÅŸa arasındaymış. NiÅŸancı Mehmet PaÅŸa bu köprünün fıçılardan deÄŸil, yan yana demirlenmiÅŸ ve kiriÅŸlerle birbirine baÄŸlanmış gemilerden oluÅŸtuÄŸunu söyler.
Galata Köprüsü için ilk giriÅŸim II. Beyazıt Dönemi’nde yapıldı; Leonardo da Vinci, PadiÅŸahla temasa geçerek bir Haliç Köprüsü tasarımı sundu. GerçekleÅŸtirilmesi teknik olarak imkânsız görülen bu tasarımın üzerinden 350 yıl geçtikten sonra ilk Galata Köprüsü 1845 yılında, Sultan Abdülmecid zamanında Bezm-i Âlem Valide Sultan tarafından yaptırıldı. Köprüye Cisr-i Cedid, Valide Köprüsü, Yeni Köprü, Büyük Köprü, Yeni Cami Köprüsü, Güvercinli Köprü adları takılmıştı; günümüzde yalnızca Galata Köprüsü olarak bilinmektedir.
1863, 1875 ve 1912 yıllarında yenilenen Galata Köprüsü 27 Nisan 1912′de açılan son köprü, 16 Mayıs 1992′de yandı. Yanan köprü onarıldıktan sonra Balat- Hasköy arasına yerleÅŸtirildi ve Karaköy- Eminönü arasındaki eski köprü yerine modern! bir köprü yapıldı.
Â
Kaynak: Jack Delon, Boğaziçi Gezi Rehberi, İstanbul 2000, s.10-14.
DoÄŸal YaÅŸam Rehberi ile



