Yorumlara Kapalı
Reklam
-
- 2.abdülhamit 2.mahmut 2. mahmut 3. Murat 100 yıl Önce 100 yıl Sonra Abdülaziz abdülmecid Alemdar caddesi Ayasofya balyan Beyazıt Beykoz Beyoğlu Beşiktaş Boğaz Büyükada cami Eminönü Eyüp Fatih Fatih Sultan Mehmed Galata hamam Kadıköy Kanuni Sultan Süleyman Karaköy kilise Köşk Manzara Medrese mimar sinan Murat Güneri ortaköy Panoramik Panoramik Fotoğraflar Panoramik Haliç Manzarası Sarıyer sebil Tarihi Eser türbe Unkapanı yıldız Zeytinburnu çeşme İstanBUL
- Mart 2010 (22)
- Şubat 2010 (19)
- Ocak 2010 (25)
- Aralık 2009 (17)
- Kasım 2009 (20)
- Ekim 2009 (17)
- Eylül 2009 (22)
- Ağustos 2009 (16)
- Temmuz 2009 (9)
- Haziran 2009 (7)
- Mayıs 2009 (9)
- Nisan 2009 (21)
- Mart 2009 (33)
- Şubat 2009 (31)
- Ocak 2009 (72)
- Aralık 2008 (28)
- Kasım 2008 (38)
- Ekim 2008 (27)
- Eylül 2008 (11)
- Ağustos 2008 (39)
- Temmuz 2008 (30)
- Haziran 2008 (15)
- ayşegül tüfekçioglu: Helvacı yakup baba türbesi eski kötü halinden bu şimdiki haline gelmesine vesile olan herkesten Allah razı olsun.Perşembe günleri yapılan yardımlarla...
- Erkan Cengiz: Güzel Makale (: http://www.flickr.com/photos/erkancengiz/4319325051/
- eren: Burası Boğaziçi Üniversitesi değil. Solda yakında görünen binalar Robert Kolej’in binaları. Kuruçeşme sırtlarında, Ulus’ta biryerlden çekilmiş olmalı.
- yağmur deniz: bilgileri güzelmiş kitabın…
- ismail sarıkaya: Denizciğim teşekkür ederiz bizim ilk misafirlerimizdiniz.bizim içinde çok özel kişilerdiniz ilkler her zaman değerlidir.her zaman bekleriz inş temennimiz bu güzel...
- admin: Maalesef okuduğum kaynak bir kitaptı ve yazan akademisyendi. Uyarı ve düzeltme için teşekkürler…
- ramazan bedük: bahsettiğin heykelli sütunlar zaten yoktur…yazdığın konu nerdeyse tamamıyle yanlış…doğrusu şu…evliya çelebi seyahatnamesinde ayasofyanın 4 fil ayağının üzerlerinde 4 meleğin resimlerinin...
- deniz kalkavan: ben ve 7 arkaşım meziki köşkünde konakladık.şuanda köşk restoransyon sonrası butik otel olarak kullanılmakta.inanılmaz keyif aldık işletmecileride en az kösk...
-
Meta
-
Reklam
En Çok Okunanlar!
- “tarihi saraylar adı ve yapım yılı” - 2.052 views
- Sirkeci Mustafa Ağa Camii - 1.446 views
- İTÜ İşletme Fakültesi Binası - 1.067 views
- 12’NCİ İSTANBUL ULUSLARARASI SİNEMA TARİH BULUŞMASI… - 913 views
- Beyazıt Kulesi’nin Sırrı - 707 views
- İstanbul Üniversitesi Kapısı - 681 views
- Beyazıt Camii - 593 views
- Aşiyan Müzesi (Tevfik Fikret’in Evi) - 555 views
- Kız Taşı (Markianos Sütunu) - 552 views
- Gazanfer Ağa Medresesi(Karikatür Müzesi) - 547 views
18 Ekim 2008 - 02:12
fotoğraf için eline sağlık.
bu “altı kaval üstü şişhane/şeşhane” deyimiyle ilgili ben de bir yorum yapayım. ben de bu deyimin tüfek türlerinden çıktığını düşünüyordum, senin gibi. sonra bir gün beyoğlu’ndaki galata mevlevihanesi’nde (bir gün de oranın fotoğraflarını ve oradan görünen manzarayı çekersen ne güzel olurdu) gezerken, sergilenen müzik aletleri arasında yan yana kaval ve altı delikli olduğu için şeşhane denilen müzik aletine rastladım. o zaman içime kurt düşmüştü “acaba o deyimdekiler bu iki müzik aleti mi?” diye. o günden beri geceleri uyku girmez gözüme
15 Aralık 2008 - 19:10
daha fazla bilgi gerek örneğin tarihleri ay ve günolabilir yapmanı dileğiyle
15 Şubat 2009 - 18:49
bende bu liseyi işalllah kazanırım:ds:dSS:dS::d:DD:D
04 Mart 2009 - 11:34
http://www.barbaros.biz sitesinde yaklaşık 20.000 osmanlı resimleri ve istanbul resimleri indirebilirsiniz. Selamlar..
20 Mart 2009 - 17:58
lütfen daha fazla bilgi koyun ödevim için
lütfennnnnn!!!!!
20 Mart 2009 - 18:02
hadi
çabuk
olun
biraz
çok
yavaşsınız
çabuk
acilen bilgi koyun
06 Nisan 2009 - 13:32
iyi günler yazınızı çok beğendim. blogunuzu da bundan böyle sık sık ziyaret edeceğim. İstanbul’un ’sırları’ her zaman ilgimi çekmiştir. Yalnız kitabede yazılanları tam olarak anlayamadım. “kulenin açılası hiç gerekmesin” vs. Sizce kulenin yapılma amacı neydi ya da bu sözlerden siz nasıl bir çıkarımda bulunuyorsunuz? Kulenin üstü değil de altında bir sır olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bir de kulenin içini yukarıdaki katlarını gösteren fotoğraflar da var mı elinizde? Son olarak izin alarak kuleyi ziyaret etmek mümkün mü?
Teşekkürler, iyi çalışmalar…
07 Nisan 2009 - 09:17
Merhaba;
Kule Üniversiteden izin alınarak gezilebiliyor.
Yazının sahibi Dr. Yavuz Dizdar hocamızdan izin alarak bu yazıyı yayınladım. Açıkçası sorduğunuz soruların cevabını bende bilmiyorum. Fakat Bizans dönemi yer altı sarnıç ve tünellerinin bu kulenin de altından geçtiğini biliyorum.
12 Nisan 2009 - 21:25
bu çeşme büyük mecidiye caminin karşısındaki çeşme mi ?
12 Nisan 2009 - 22:37
Evet… Büyük Mecidiye Camiinin karşısındadır…
17 Nisan 2009 - 20:13
bu çeşme hakkında daha fazla bilgi nerden bulabilirim acaba ? pazartesi gününe kadar bulmam gerekiyo ve buradaki bilgi çok az.
21 Nisan 2009 - 09:58
Yorum kısmı için yazdığınız mail adresine bilgi gönderdim fakat mailbox’ınız sanırım dolu…
Eserin Kitabesi Trabzonlu Şakir Ahmet Paşa tarafından yazılmış kitabe şöyle;
“Hazret-i Sultan Ahmed Han-ı sahib-ma delet Kim odur ziyb-i serir-i saltanat-ı zill- Hüda Eyleyub bu karyeyi manzur-ı ayn-i iltifat Kıldı hem cami’ bina hem çeşmesar- dil-küşa Padişah-ı alem-arayiyle Sadrazamı Birbirinden itmeye ta haşre dek Mevla cüda Şakir didim leb abad ile tarihini İç bu ziba çeşmeden ayn-ı hayat-ı can feza” 1136
26 Nisan 2009 - 16:21
ALLAHM İNŞALLAH KAZINIRM BU LİSEYİ EN BÜYÜK HAYALİM İNŞ.KAZANIRIM BU OLMAZSA KADİKÖY KENAN EVREN LİSESİ İNŞ………….
:D
:D:D:D:D
28 Nisan 2009 - 15:43
evet dediklerinden daha güzel bir köi ama şu anda hatırla sevgilisi dizisine satıldı 7 milyon dolara şu andada restorasyonu yapılıyor.
05 Mayıs 2009 - 16:46
çok şirin ve bi o kadarda büyülü bir yapıt.
27 Mayıs 2009 - 12:05
Rahmetli babamın görev yaptığı camiyi görmekten mutluluk duydum.bende orda görev yapmak isterim şuan düzce kaynaşlı camlıca köyünde görev yapmaktayım serdar aktaş teşekkurler
28 Mayıs 2009 - 22:40
ilginç.
28 Mayıs 2009 - 22:53
cokkkkkkkkk
bilgi
koyun
lütfen. resimleri daha fazla yapın.
03 Ağustos 2009 - 19:49
evet istenilen oldu 3 kopru yolu agacli dan da gececek ama simdilik rant olayi yok ama yakinda baslar
04 Ağustos 2009 - 18:55
evet doğru çünkü ben oraya gitmiştim
19 Ağustos 2009 - 12:42
Beton yığını olması ve oturan insanlara nefes alacak alan bırakılmaması dışında ben özellikle gecekondu mahallelerinin toplarlanıp yıkılıp oturanları uzaktaki uydu kentlerde apartmanlara tıkılmasına devam edilmesini de anlayamıyorum.
Ara ara gazetelerde haber oluyor, Paris banliyölerinde aylardır araba yakıyorlar.
Türkiye’de rekor genç işsizliği varken 20 sene sonrasının sorunlarını ekmeye başladılar.
07 Eylül 2009 - 01:54
Gönül daha çok ayrıntı görmek istiyor
Bu kadar emek verdikten sonra daha çok bilgi beklerdim
23 Eylül 2009 - 22:57
Merhaba,
Yazınızı büyük beyeniyle okudum.
Fakat bu kapının yukarısında yer alan ve üstü sıvayla kapatlan yazı ya da tuğradan bahsetmmişsiniz.
Bilgilendirirseniz memnun olurum
makif77@yahoo.com
24 Eylül 2009 - 09:21
İstanbul Üniversitesi’nin kapısı hakkında Beşir Ayvazoğlu bir köşe yazısında şunları yazmış;
Aslında Harbiye Nezareti kapısı olan bu kapının üzerindeki kitabede Fetih ve Zafer ayetleriyle “Daire-i Umûr-ı Askeriye” ibaresi yazılıdır. Hemen üstünde de Sultan Abdülaziz tuğrası yer alır. 1927 yılında Osmanlı eserlerinde birçok kitabenin ve tuğranın kazınarak yok edilmesine yol açan “Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde bulunan bütün mebânî-i resmiyye ve milliyye üzerindeki tuğra ve methiyelerin kaldırılması hakkında kanun” çıktığında bu tuğra ve kitabe mermer bloklarla kapatılmıştı. Birinci soru: Niçin mesela Cevri Kalfa Mektebi’ninki gibi kazınmadı? İkinci soru: Kitabenin üzerindeki mermer bloklar daha sonra kim tarafından, nasıl kaldırıldı? Ve üçüncü soru: Tuğranın üzeri niçin hâlâ kapalı?
Aslında “Bir Aylaklık Hikâyesi” yazısının devamı olmak üzere, bu soruların cevaplarını yazmaya niyetlenmiş, fakat araya daha âcil konular girince ertelemek zorunda kalmıştım. Tabii ilk işim, böyle konularda bilgilerine sık sık başvurduğum M. Uğur Derman ve Aykut Kazancıgil Beyleri aramak ve birçok kaynağa göz atmak olmuştu.
Soruların cevaplarına geçmeden önce, Üniversite kapısının üzerindeki kitabe hakkında Uğur Bey’in anlattığı anekdotu paylaşmak istiyorum.
Bilindiği gibi, İstanbul Üniversitesi kapısı olarak bilinen âbidevi kapı, aslında Harbiye Nezareti’nin kapısıdır. Tuğra ve kitabesi on dokuzuncu yüzyılın büyük hattatlarından Mehmed Şefik Bey’in imzasını taşır. Rivayete göre, Abdülaziz, Harbiye Nezareti’nin bir an önce açılmasını emredince hemen hazırlıklara başlanıp eksiklikler belirlenmiş. Bu eksikliklerden biri de henüz sipariş edilmeyen kitabeymiş. Tavsiye üzerine Mehmed Şefik Bey’e müracaat edilmiş ve kendisiyle altmış altına anlaşma yapılmış. Hemen işe koyulan üstad yazıyı önce küçük ebatta yazmış, daha sonra kareleme usulüyle gerekli ölçüde büyüttüğü yazı talebeleri tarafından iğnelenerek kalıp haline getirilmiş ve mermere uygulanmış. Bütün bu işleri altı saatte tamamlayan büyük sanatkârı bir sürpriz bekliyormuş: Anlaşma yaptığı erkân-ı harp yüzbaşısı, emeğinin karşılığını ödemeye yanaşmamış; çünkü kendisi altı lira maaş alıyor, altı saat çalışan bir hattata altmış altın ödenmesini haksızlık olarak görüyormuş. Durumu çıraklarından öğrenen Şefik Bey, yüzbaşıya şu haberi göndermiş:
“Bu yazı altı saatte değil, altmış senede yazılmıştır. Kendilerine altı gün değil, altı hafta, altı ay da değil, tam altı sene mühlet veriyorum. Bu müddet içinde, bu yazının bir harfini yazabilirse, istediğim paranın altı mislini kendilerine hediye olarak veririm.”
Üniversite kapısındaki kitabe, Mehmed Şefik Efendi’nin en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Söz konusu kanun çıktığında kazınmaktan nasıl kurtulduğuna gelince: O tarihte Darülfünun Emini, yani rektör olan İsmail Hakkı Bey (Baltacıoğlu) aynı zamanda çok iyi bir hattattı ve Mehmed Şefik Bey’in eserinin değerini bildiği için üzerini kapattırmakla yetinmişti.
1933 yılında Darülfünun ilga edilip yerine İstanbul Üniversitesi kurulunca, kitabenin “Dâire-i Umûr-ı Askeriyye” ibaresinin bulunduğu orta kısmındaki mermerin üzerine yeni harflerle “İstanbul Üniversitesi”, Abdülaziz tuğrasının bulunduğu madalyonu kapatan mermere de T.C. harfleri hakkedildi. Kapının 1933 yılından sonra on altı yıl boyunca çekilen fotoğraflarında bu mermer bloklar beyaz lekeler halinde görünmektedir. 1949 yılında, rahmetli Süheyl Ünver’in yazdığı bir mektup üzerine, o tarihte rektör olan Prof. Dr. Sıddık Sami Onar, kitabenin üzerindeki mermerleri söktürmüş, fakat tuğranın üzerindekini kaldırtmaya cesaret edememiştir.
Evet, Beyazıt’taki Üniversite kapısının üzerinde, dairevî mermer parçasının altında, büyük bir Türk hattatının seçkin bir eseri gün ışığına çıkarılmayı beklemektedir. Tuğranın sahibi Sultan Abdülaziz hortlayıp saltanat dâvâsına kalkışmayacağına ve kıyamet kopmayacağına göre, bu tuğrayı daha fazla saklı tutmanın ne mânâsı var?
08 Ekim 2009 - 00:44
istanbulun son bozulmamis yerinide talan edilecek galiba yolu dune kadar suyu olmayan koy bir anda rant olacak buda istanbul buyuk sehir belediyesinin koyde rant saglamasi eski eyup belediye baskani koyden baya yerde satin almis gorunen oki isi eskiden pisirmisler
14 Kasım 2009 - 03:06
Merhaba,
Başka bir yerde bulunabilecek bir bilgi. Salt size ait değil. Siz de biryerden aldınız sonuçta. Niye kopyalamaya izin vermiyorsunuz? Bilgi paylaşılmak için vardır ve paylaştıkça çoğalır.
Teşekkürler.
Asil S. TUNÇER
12 Aralık 2009 - 20:44
buraya Polonezköy Piknik park hayvan parkını ilave etmenizi öneririm. çok güzel
http://www.piknikpark.com
01 Ocak 2010 - 23:55
ben ve 7 arkaşım meziki köşkünde konakladık.şuanda köşk restoransyon sonrası butik otel olarak kullanılmakta.inanılmaz keyif aldık işletmecileride en az kösk kadar başarılı insanlar.biz otelin ilk muşterileri olduk sanıyorum tarihe ayna tutan bu otel istanbulda çok ünlü oteller arasına girecek.bir bina düşünün her köşesini inceleme ihtiyacı duyuyorsunuz…
14 Ocak 2010 - 17:53
bahsettiğin heykelli sütunlar zaten yoktur…yazdığın konu nerdeyse tamamıyle yanlış…doğrusu şu…evliya çelebi seyahatnamesinde ayasofyanın 4 fil ayağının üzerlerinde 4 meleğin resimlerinin olduğunu belirtir.bu melekler kimi zaman ağızları olan karınlarından konuşurlarmış,çeşitli konulardada tılsımları varmış.hz.muhammet doğunca melek resimlerinin tılsımları kaybolmuş…senin bahsettiğin durum bundan bozma bir şey…internette ne yazık ki büyük bir bilgi kirlenmesi var…bilgileri kullanırken epey seçici olmak gerek…
15 Ocak 2010 - 09:19
Maalesef okuduğum kaynak bir kitaptı ve yazan akademisyendi. Uyarı ve düzeltme için teşekkürler…
26 Ocak 2010 - 01:28
Denizciğim teşekkür ederiz bizim ilk misafirlerimizdiniz.bizim içinde çok özel kişilerdiniz ilkler her zaman değerlidir.her zaman bekleriz inş temennimiz bu güzel köşkü müze otel olarak eşsiz bir işletme yapmaktır.tekrar görüşmek üzere…
30 Ocak 2010 - 23:48
bilgileri güzelmiş kitabın…
03 Şubat 2010 - 16:09
Burası Boğaziçi Üniversitesi değil. Solda yakında görünen binalar Robert Kolej’in binaları. Kuruçeşme sırtlarında, Ulus’ta biryerlden çekilmiş olmalı.
15 Şubat 2010 - 17:10
Güzel Makale (:
http://www.flickr.com/photos/erkancengiz/4319325051/
24 Şubat 2010 - 23:59
Helvacı yakup baba türbesi eski kötü halinden bu şimdiki haline gelmesine vesile olan herkesten Allah razı olsun.Perşembe günleri yapılan yardımlarla helva yapılıp dağıtılıyor.