Kadıköy Çarşısının içinde bulunan Surp Takavor Kilisesi ahşap çan kulesi ile dikkat çekici bir bina. Kilise hakkında “kenthaber.com” sitesi şaşırtıcı ayrıntıda bilgi vermiş.
Bu kilisenin adı ilk defa Sarkis Hovhannesyan “Başkent İstanbul’un Topoğrafyası” isimli eserinde geçmektedir. Ona göre burada “Surp Asdvadzazin” isminde ayrıca içinde Surp Takavor’a atanmış küçük bir şapelin bulunduğu yıkılmaya yüz tutmuş bir kilise vardı. Bu bina Patrik Abraham zamanında, Harutyan Amira Nordukyan’ın maddi katkıları ile tamir edilmiş ve 4 Temmuz 1814′de ibadete açılmıştır. Ağustos 1855′de çıkan bir yangında yanan bina bu sefer Erzurumlu Murat Garabetyan’ın maddi katkısı ile mimar Mıgırdıç Kalfa’nın hazırladığı proje doğrultusunda yeniden inşa edilir ve Aziz Kral anlamına gelen “Surp Takavor” adı 1858′de ibadete açılır. Bu onarım sırasında avluya Hamazasbyan Muradyan adında bir de okul ilave edilir. 1862′de ölen Murat Garabetyan mabedin avlusuna defnedilir. Bir müddet sonra eşi de vefat edince o da oraya defnedilir. Görkemli mermer lahitleri girişin sağında ve solunda yer almaktadır. 1936′da tekrar bir onarım geçiren binaya bu sefer maddi yardımı Divriği’nin Kesme köyünden Hovhannes ve eşi Mariam Noradukyan yapar. 1978′de Herman Türkmen dış camekanları yeniler ve kilise kapısıyla çan kulesi arasındaki alan kapatılarak cemaatin durabileceği yer genişletilmiş olur.
Binanın mimarisi klasik Ermeni mimarisinden uzaktır. Kapalı haç planındadır.Orta mekanın üzerini yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Haçın diğer kolları ise kiremitle kaplı çatıdır. Dış görünüşü oldukça sadedir, sadece giriş cephesi kesme taş ile kaplanmış olup yarım yuvarlak kemerli ikiz pencerelere sahiptir. Gotik mimari tarzında yapılmış olan çan kulesi yapının kubbe’den sonra dikkati çeken ikinci mimari unsurudur.
İstanbul’da itfaiye teşkilatı kurulmadan evvel bu kilise kendisine bir tulumbacı takımı kurmuştur. Bunların ahşap olan koğuşu Güneşlibahçe sokağına bakmakta idi. sonra bu teşkilat kaldırılınca burası yıkılarak kargir iki katlı bir dükkana dönüştürülmüştür.
Sveti Stefan Bulgar Kilisesi ile ilgili yazıda Şişli Halaskargazi Caddesindeki bu güzel yapının Bulgar Ekzarhlığı olduğundan bahsetmiştim. Bu yazının üzerinden uzun süre geçti ama ancak binayı fotoğraflayabildim. “Ekzarh” ne demek? diyeceksiniz. Patrikanenin altında Metropolitliğin üzerinde bir makamdır. 28 Şubat 1870 yılında Sultan Abdülaziz döneminde kurulan Ekzarhlık Balkanlarda Patrikanenin etkisini azaltmış. Murat Belge’nin yorumuyla durum şöyle anlatılıyor;
Zamanın Osmanlı Padişahı Abdülaziz ve sadrazamı Ali Paşa gerçekten de kiliseye izin vermek istememişlerdi. 1800′lerin sonunda milliyetçilik her yerde yayılıyor, her şeyi etkiliyordu. Milletleşme yolundaki Bulgarlar, Ortodoks oldukları halde, Fener’deki Rum Ortodoks Kilisesi’ne bağlı kalmak istemiyor, bağımsız ve milli Bulgar Ortodoks Kilisesi istiyorlardı. Bu da Osmanlılar’ın fazla işine gelmiyordu. Fener’le geleneksel karşılıklı bağları, anlaşmaları vardı; ama bunun ötesinde, Bulgar milliyetçiliğinin gelişmesi durumunda, bu tepkilerin yalnız Fener’in dini otoritesine karşı çıkışla kalmayacağını, Osmanlı politik otoritesinin de sarsılacağını seziyorlardı. Ama çok fazla dayanamadılar ve izni verdiler.
Yakın bir zamana kadar önündeki seyyar kitap satıcılarının tezgahları arasından hayal meyal görünen bu yapının ne olduğunu bende bilmiyordum.
İstanbul Belediye Sarayı’nın Fatih isrikametinde yolun karşısındadır. Kalıntılar 1960′larda Haşim İşcan yeraltı geçidi yapılırken ortaya çıkarılmıştır. Bazı değerli parçalar Arkeoloji Müzesine kaldırılmıştır.
Hagios Polieuktos Kilisesi İstanbul’da Doğu Roma döneminden kalma kilisedir. Ayasofya’dan önce kentin en büyük bazilikalarından biridir. 524-527 yılları arasında Hıristiyan olduğu için öldürülen Romalı asker Polieuktos’un adına yaptırılmıştır.(Palieuktus 251 yılında öldürülmüştü) Bezemeleri, geç Roma sanatının en önemli örneklerinden olan sütun başlıkları ve mimari görkemiyle ünlüdür. Kilisenin eski Anikia Iuliana sarayının kilisesi olduğu söylenir. 2500 metrekarelik bir alana yapılmıştır.
Kilisenin 12. yüzyılda terkedildiği ve mimari bezemelerinin Haçlılardan önce ve Haçlılar tarafından yağmalandığı anlaşılmaktadır. Venedik’teki San Marco Kilisesi’ndeki bazı fragmanlar ve Piazetta’da bulunan bezemeli payandalar bu kiliseden götürülmüştür.
İstanbul Ermeni Patrikhanesi (Erm: Badriarkaran Hayots Bolso), Osmanlı Devleti’nde yaşayan Ermenilerin ruhani ve dünyevi işlerini yönetmek üzere 1473′te Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulmuş olan teşekküldür. Halen Ermeni Apostolik Kilisesi’ne (Gregoryen) mensup Türkiye Ermenilerinin dini önderliğini yapmaktadır.
Fatih sultan Mehmet İstanbul’u feth ettikten sonra Rumlara alternatif bir cemaatin olması ve ileride Rumlar isyan ederse bunun önüne geçilebilmesi için Ermenileri İstanbul’a yerleştirdi hatta İstanbul, suç işleyen Ermeniler’in bile sürgün yeri haline geldi, Sultan Bursalı Hovagim’i patrik ilan ederek Rum’lardan aldığı Samatya’da ki Sulu Manastırı Ermenilere patrikhane olarak kullanmaları için verdi. Kilisenin adı Surp Kirkor Lusuroviç olarak değiştirilerek Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde ki bazı Rum kiliseleride yine Ermeniler’in kullanımına verildi. Daha sonra Patrikhane Kumkapı’ya taşındı.
Yangınlarıyla meşhur olan bu semtte patrikhane bir çok kez yandı fakat 1850′lerdeki son yangınlarda artık hiç kullanılamayacak hale geldi ve Sultan 2. Mahmut’un Kuyumcubaşısı ve başdanışmanı olan Kazaz Artin Amira Bezciyan tarafından patriklik kilisesi ve patriklik binası yeniden inşaa edildi. Bina 2005 yılında tekrar yenilenerek günümüzdeki halini almıştır.
Unkapanı Balat istikametinde Haliç kıyısında mimarisi ilginç tamamı demirden imal edilmiş bu kiliseye rastlarız. Kilise Bulgar Ortodoks cemaatine ait bu kilise hakkında kendi web sitelerinde şu bilgiler verilmektedir. “1898 yılında yanmış olan ahşap kilisenin (Sisam Adası Prensi Stefan Bogordi’nin 1849′da bağışladığı araziye yapılan konağın bir katı kilise olarak kullanılıyordu.) yerine, bugün hala ayakta olan “Demir” kilise inşa edilir. Projenin mimarı Hovsep Aznavour’dur. İmalatçı ve inşaatçı firma ise Avusturya’da Viyana şehrinde faaliyet gösteren Rudolf Von Wagner’dir. Toplam 500 ton ağırlığında demir dökülmüş ve sonradan parçalar burada birleştirilmiştir.(Fabrika arazisinde) Bina zamanının 4.000.000 gümüş levasına mal olmuştur.Dökülmüş olan parçalar, Viyana’dan Tuna ve Boğazlar yoluyla gemilerle getirilmiştir.(Şimdiki yerine bir ayda monte edilmiştir.) Kilise 08 Eylül 1898 günü Ekzarh (Patrikane’nin altında metropolitliğin üzerinde bir makamdır.) Yosif tarafından kutsanarak ibadete açılmıştır.”
(Şişli’de Halaskargazi Caddesi’ndeki ahşap konağın Bulgar Ekzarhlığı olduğunu ayrı bir yazıda anlatacağım.)
Ortaköy Ayios Fokas Rum Ortodoks Kilisesi, Muallim Naci caddesinde hamamın kaşısındadır. Kilisenin ilk yapım tarihi tam olarak bilinmemekle beraber günümüzdeki hali 1856 yılında yapılmıştır.
Bizans İmparatoru Theophilos’un (832-842) hocası aynı zamanda Patrik olan İonnasis’in evi(çok görkemli bir ev olduğu söylenir) bu kilisenin hemen yanındaydı(Tarihçi Georgios Kethrios). 1997 yılında Mecidiye Köprüsü Sokağı başında kanalizasyon inşaatı yapılırken Bizans eseri olduğu anlaşılan tonozlarla karşılaşılmış sonra üzeri örtülmüştür. (Bu kalıntıların Patrik İonnasis’in evi olabileceğini düşünüyorum.)
Ortaköy Muallim Naci Caddesi deniz tarafında karşımıza Etz Ahayim (”Hayat Ağacı” demek) Sinagogu çıkar. Sinagog ilk olarak bu bölgeye 17. yüzyıl ortalarında yerleşen Yahudiler tarafından inşa edilmiş. Yıllar içinde istanbul’un meşhur yangınlarında birçok kez hasar görmüş ve yenilenmiştir. 1 Ekim 1914 yılındaki yangında eski yapıdan sadece Ehal (Tevrat’ın parşömen rulolar üzerine yazılmış suretlerinin bulunduğu dolap) kalmıştır.
Beşiktaş Balık Pszarının olduğu meydandadır. Kilise vakfına ait bu civarda birçok dükkan vardır. Kilise 19. yüzyıl eseri . Balık Pazarının yenilenmesi sırasında Beşiktaş Belediyesi zemin altına girmek istemiş fakat kilise vakfı yerin altında bir dehliz olduğu için buna müsade etmemiştir.
Beşiktaş Balık Pazarı arkasından yıllarca aynı kalmış bir sokaktan (İlhan Sokak) yukarı çıktığınızda Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesine ulaşılır. Kilise klasik haç planlı. Yapım yılı 1838. Mimarı ünlü Balyan ailesinden Garabet Amira Balyan’dır(Ö.1866). Kubbesinde ışınlar içerisinde “HS” (Hisus=İsa), “KS”(Krisdos=Mesih), “DR”(Der=Rab), “AZ”(Asdvadz=Tanrı) kelimelerinin kısaltılmış rumuzları vardır. Kilisenin dış duvarı altında Osmanlı devlet adamlarından Artin (Dalyan) Paşa’nın 1901 tarihli mezar lahdi bulunmaktadır.