Anıtlar/Kuleler

Taksim Cumhuriyet Anıtı

taksim_cumhuriyet_aniti Taksim Meydanı’nda yer alan Taksim Cumhuriyet Anıtı, Cumhuriyet dönemi İstanbul’unun ve hatta Türkiye’nin sembolü haline gelmiştir. 1923 senesinden sonra Atatürk’ün heykelinin Türkiye’nin hemen her şehrinde yapılması yönünde girişimler olmuştur.

Devamını Okumak için »

Etfal Saat Kulesi

etfal_saat_kulesi

İstanbul’daki dört saat kulesinden biridir. 1898 yılında 2. Abdülhamit tarafından yaptırılan Hamidiye Etfal Hastanesi’ne 1907 yılında yine Sultan Abdülhamit

Devamını Okumak için »

Kamondo Merdivenleri

 

kamondo_merdivenleri

Osmanlı Devletine borç vermiş, Osmanlı’da bankacılığın önemli ailelerinden “Kamondo  Ailesi” tarafından yaptırılmıştır. 1860’lı yıllarda art nouveau uslubuyla yapılmış Kamondo Merdivenleri, Bankalar Caddesi ile Banker Sokağı birbirine bağlar.

Devamını Okumak için »

Anadolu Feneri

anadolu_feneri Boğaz’ın Karadeniz’e açılan kuzey ucundaki Yon (Hrom) burnu üzerindeki küçük bir tepeciktedir. 1855’deki Kırım Savaşı sırasında gemilerin rahatça Karadeniz’e girip çıkabilmeleri için karşısındaki Rumeli Feneri ile birlikte inşa edilmiştir. İki fener arasındaki uzaklık 2 deniz milidir.
Osmanlı devrinde ahşap olan bu fenerden ilk defa 1755’de İstanbul’a gelen Macar asıllı Fransız Mühendisi Baron de Tott bahsetmiştir. 1790’da ise İngiliz Doktor Olivier Boğaz’ın bu iki yakasındaki fenerlerden söz etmektedir. 1666 ve 1793 tarihli iki ayrı İtalyan haritasında ise Boğaz’ın iki yakasında yer alan fenerler açık bir şekilde gösterilmiştir. 1814’de Karadeniz yoluyla İstanbul’a gelen Polonyalı Kont Edward Raczynski “Kaptanımız 9 Ağustos günü sabaha karşı Boğaz’ın iki yakasında yanan fenerleri görmüştü” diye anılarında yazmaktadır.

Devamını Okumak için »

Tetrapilon

kutuphane

tauri 

Tramvayla Aksaray’dan Beyazıt istikametine giderken yol üstünde gördüğümüz bu sütun kalıntıları Bizans döneminde “zafer takı” olarak kullanılan kapıdan kalanlardır. İkisi küçük ortadaki büyük üç geçişi olan bu “tak” 5. yüzyılda geçirdiği depremde yıkılmış. Yıkılmadan önce ortasındaki büyük kapının üzerinde 1. Theodosius’un heykeli küçük kapılarda ise oğullarının heykelleri bulunuyordu. Marmara adasından getirtilen mermerlerle inşa edilmiş bu yapının kalıntılarının bir kısmı Patrona Halil Hamamında kullanıldığı bilinmrkte…

Harita resmi

İsmet İnönü Heykeli (Taşlık)

Swiss Otel’in arkasındaki parkın ismi “Taşlık” parkıdır. Sultan Abdülaziz buraya bir cami yaptırmak istemiş hatta inşaatta kullanılacak kesme taşları buraya getirtmişti. Sultanın ölümü (4 Haziran 1876) üzerine cami yapımından vazgeçilmiş yıllarca camiye ait taşlar burada kalmıştır. Taşlardan ötürü buraya “Taşlık” denmiştir. Şişli Camii yapımında (1945-1949) bu taşlar kullanılmıştır.
Günümüzde bu parkta İsmet İnönü’ye ait bir heykel bulunuyor. Heykelin hikayesi biraz uzun… Taksim Gezi Parkının içine dikilmek üzere 1940 yılında Alman heykeltıraş Rudolf Belling‘e heykel sipariş edilmiş. Sonra yer değişikliği yapılarak İnönü’nün evinin önündeki Taşlık Parkında karar kılınmış. Heykelin kaidesi ve çevre düzeni Mimar Mehmet Ali Handan tarafından 1943-44 yıllarında yapılmış. Demokrat Parti iktidarı döneminde heykelin parçaları Mecidiyeköy’deki Tekel Likör Fabrikası bahçesinde beklemiş daha sonra İstanbul Belediyesi’nin Edirnekapı’daki atölyelerinde beklemiş. 40 yıllık bekleyişten sonra 1982 yılında şimdiki yerine konulmuştur.
Anıt 7,5 m. yüksekliğinde taş bir kaide üzerinde 5 m. yüksekliğinde, bronz at üzerinde İnönü heykeli ve kaidenin önüne yerleştirilmiş 3 m. yüksekliğinde genç bir erkek figüründen meydana gelmiştir.
Heykelin kaidesinin bir yüzünde Atatürk’ün 2. İnönü zaferini kutlamak için gönderdiği telgraf metni yer alır;
“Bütün tarih-i âlemde, sizin İnönü Meydan Muharebesinde deruhte ettiğiniz vazife kadar ağır bir vazife deruhte etmiş kumandanlar enderdir. Milletimizin İstiklâl ve hayatı dâhiyane idareniz altında şerefle vazifelerini ifa eden kumandan ve silah arkadaşlarınızın kalp ve hamiyetine büyük bir emniyetle istinat ediyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz. 1Nisan 1921”
Diğer yüzde;
“Savaşta büyük asker, barışta büyük devlet adamı ve diplomat, İnönü, Sakarya Muharebesinde ve Afyonkarahisar Taarruzunda cephe kumandanı, Büyük Millet Meclisi hükümetinin Hariciye Vekili ve Lozan Murahhas Heyeti’nin reisi, Cumhuriyet Hükümeti’nin on dört yıl Başvekili, hayatını ve dehasını yalnız yurt ve halk hizmetine veren yapıcı ve kurucu Cumhurreisimiz ve Milli Şef’imiz İsmet İnönü’ye ve İstanbul şehrinin sevgi, saygı ve minnet duygularıyla…”
Metni yer alır.
İsmet İnönü Anıtı’nı harita üzerinde görmek için tıklayın.

Adnan Menderes’in Anıt Mezarı

Adnan Menderes’e ait anıt mezar’ın panoramik fotoğrafı.

Adnan Menderes’in anıt mezarını harita üzerinde görmek için tıklayın.

Beyazıt Kulesi’nin Sırrı

Sırlar sanıldığı gibi, ölüm döşeğinde birinin bir diğerinin kulağına fısıldamasıyla taşınmazlar, sırların çoğu zaten vardır, bir gün biri onu fark ediverir. Bu keşif kimseye zarar vermeyecekse söylenir. Lakin her sır herkes tarafından açıklanamaz, sırrın sır olduğunu bilen biri gerekir. İşte Beyazıt Kulesi’nin sırrı da böyle bir hikayedir. Devamını Okumak için »

İstanbul Üniversitesi Kapısı

 

Genelde kıyıda köşede kalmış eserler hakkında yazıyordum. Bilindik yerler ile ilgili veriye ulaşmanın da güç olduğunu gördüm. Arama motorlarına “İstanbul Üniversitesi Kapısı” yazarak arama yaptığınızda sadece görsel veriye ulaşabiliyorsunuz. Bir derleme yapmak iyi olacak diye düşündüm. Birçok kez gördüğünüz bu istanbul Üniversitesi kapısı, üniversite ve Beyazıt Meydanı hakkında bir derleme… 

İstanbul’un ve Türkiye’nin ilk üniversitesidir. Rektörlük makamı ile bazı fakülteleri Beyazıt’ta, kampusu ise Avcılar’dadır.Kuruluş tarihi 1 Ağustos 1933 olmakla birlikte geleneksel anlamda, 2.Mehmed’in İstanbul’da tesis ettiği ilk medresenin devamı sayılır.Günümüzde ki İstanbul Üniversitesi, 1933’te kapatılan Darülfünun’un yerini almıştır. Devamını Okumak için »

Rumeli Feneri ve Kalesi

 

İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında, Boğaz’ın Karadeniz’e açıldığı kuzey ucundadır. Çeşitli efsanelerde adı geçen bu fenerin önündeki kayalıklar ile ilgili en eski mitolojik öykü Argonatlar’a dayanmaktadır.

Mitolojiye göre altın postu bulmak için Karadeniz’e doğru kürekli gemilerle yola çıkan Argonatlar buraya da uğramışlardır. O çağda kıyıdan 100 m. kadar açıkta yer alan çarpışan kayalıklar diye bilinen Simplegat kayaları aralarından geçen gemileri birbirlerine çarparak yutarlarmış. Argonatlar bu kayalıklardan geçmek için yanlarında getirdikleri kuşları kayalara yaklaşınca Devamını Okumak için »