Hayalleme

İstanbul’a dair

Kategori: ‘Panoramik Fotoğraflar

Pazartesi
Oca 5,2009

 

İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında, Boğaz’ın Karadeniz’e açıldığı kuzey ucundadır. Çeşitli efsanelerde adı geçen bu fenerin önündeki kayalıklar ile ilgili en eski mitolojik öykü Argonatlar’a dayanmaktadır.

Mitolojiye göre altın postu bulmak için Karadeniz’e doğru kürekli gemilerle yola çıkan Argonatlar buraya da uğramışlardır. O çağda kıyıdan 100 m. kadar açıkta yer alan çarpışan kayalıklar diye bilinen Simplegat kayaları aralarından geçen gemileri birbirlerine çarparak yutarlarmış. Argonatlar bu kayalıklardan geçmek için yanlarında getirdikleri kuşları kayalara yaklaşınca (more…)

Pazartesi
Oca 5,2009

Ünlü Türk Şairi Tevfik Fikret’in 1906-1915 yılları arasında yaşadığı ev olan AŞİYAN; 1940 yılında eşi Nazime Hanım’dan İstanbul Belediyesi tarafından satın alınıp, 1945 yılında Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak açılmıştır. Daha önceleri Eyüp mezarlığında bulunan naaşı, 1961 yılında doğal görünümü ile çok beğendiği bu bahçeye nakledilmiş ve bu tarihten sonra müze “Aşiyan Müzesi” adını almıştır.
Tevfik Fikret, evinin projelerini kendisi çizmiş, Farsça “Yuva” anlamına gelen Aşiyan kelimesini (more…)

Cuma
Oca 2,2009

Feshane ile ilgili kendi sitesinde şöyle yazmakta;

Feshane 1839 yılında Padişah Abdülmecit’in fermanıyla Osmanlı ordusunun fes ve aba ihtiyacını karşılamak amacıyla kuruldu. Ülkemizin gerçek anlamda ilk tekstil sanayi kuruluşu olan Feshane, 1851 yılında Belçika’dan getirilerek monte edilen kolonlarla, çelik konstrüksiyon yapının dünyadaki ilk örneklerinden biri oldu. Buharlı dokuma tezgâhları da yurtdışından getirilen Feshane, 1866 yılında döneminin en gelişmiş dokuma fabrikası olarak yenilendi.Feshane’de dokunan kumaşlar, 1855 Paris 3. Uluslar arası Sergisi’nde, 1863 İstanbul Sergisi ‘’Sergi-i Umum-i Osmani’’ ve 1893 Chicago Uluslar arası sergisi’nde sayısız altın madalya ile ödüllendirildi. 1939 yılında o zamanki adıyla ‘’Feshane Mensucat A.Ş ‘’ kapatılarak, Sümerbank Defterdar Fabrikası dönüştürüldü.1986 yılında ise Haliç çevre düzenleme çalışmaları nedeniyle tahliye edilen fabrikanın 8000 m2 lik büyük dokuma salonu aslına sadık kalınarak restore edildi.
Feshane’yi harita üzerinde görmek için tıklayın.

Cuma
Oca 2,2009


Hüsrev Paşa’dan panoramik Haliç…

Perşembe
Ara 18,2008
Roma imparatoru 1.Constantinus Büyük Konstantin imparatorluk merkezini 11 Mayıs 330′da Constantinopolis’e resmen ve törenle naklettikten sonra, Anapolis ‚Arnavutköy’de Ay Mikhail adına bir mabet yaptırmış, bunu imparator İustinianos genişletmiş ve zenginleştirmişti; köy de bu kilisenin adıyla anılmaya başlanmıştı. Bu Vikos Mihailikos Kilisesi sonra harap olmuş; İmparator Justinyen 6. asır ortalarında büyük kiliseyi yaptırmış ve gayet güzel mozaikler ve tablolarla içdüzenleme yapılmıştı. İstanbul Latinler tarafından sarıldığı zaman, Rumlar büyük şehrin mabetlerindeki hazineleri buraya kaçırmışlar, fakat Latinler, şehri aldıktan sonra buraya gelerek yağma etmişler ve kiliseyi tahrip etmişlerdi. Harabesinin taşları ise, Fatih Sultan Mehmed tarafından Rumeli Hisarı inşaasında kullanılmıştır.
1. Bayezid de öbür yakada bir hisar yaptırmıştı. Öyle ki, Boğaz’dan geçmeye çalışan yabancı gemiler her iki hisardan topa tutularak batırılabilecekti. Fatih, kuşatmaya başlamadan bir yıl önce, Rumeli’deki hisarı dört ay gibi çok kısa bir sürede tamamlattı. Bu Hisar, Fatih’in işi ne kadar ciddi tuttuğunun örneklerinden biri. Eksiksiz bir plan ve uygulama ile fetih işine girişmiş. Bu sıralarda Bizans epey bitik durumdaydı, ama efsanesi hâlâ güçlüydü. Kuşatma sırasında Batı’dan yardım gelebilirdi. Ayrıca, Osmanlı tahtında iddiası olan bir şehzade (Orhan) 
İstanbul’da kalıyordu. Fatih, hızlı ve etkili davranmak zorundaydı. Arazinin bir Rum manastırına ait olduğuna ilişkin bir hikâye var. (Bir başka iddiaya göre Bizanslılar’ın hapisane olarak kullandığı bir kale olduğu). Güya manastırdaki keşişler araziyi Türklere satmak istemiyorlarmış. Fatih ancak bir inek postunun kaplayacağı kadar bir yer istediğini söyleyerek onları kandırmış. Sonra inek postunu çok ince bir şerit haline gelecek biçimde kestirmiş. Bu söylenti Fatih’in zekâsını övmek için anlatılmışa benzer, ama daha çok adalet anlayışını vurguluyor. Araziye zorla el koyması o kadar zor değildi. Plan Fatih’in hisarı yaptırmak istediği engebeli tepelere uyacak biçimde yapıldı. Fatih’in vezirleri de üç büyük kuleyi yaptırdılar. Bunlardan biri deniz kıyısındadır (Halil Paşa), öbür ikisi ise tepelerin üzerindedir (güneyde, Zağanos Paşa ve kuzeyde Sarıca Paşa).Hisar yalnız bir amaçla -kenti almak amacıyla- yapılmıştı ve kent alındıktan sonra da işlevini yitirdi.
21 Mart 1452′den itibaren de inşaata bizzat Fatih nezaret etti. Hisar mimarı mimar Müslihüddin olduğu halde, Fatih’in gerek planın hazırlanmasında, gerek kulelerin, mazgalların, kapıların yerlerinin tespitinde görüşleri esas alınmıştır. Halil Paşa burcundan sonra sırtta, sağ yanda Sanıca Paşa burcu, sol yanda da Zağanos Paşa burcu yaptırılmış ve ara yerde germe denilen duvarlar örülmüştür, inşaat süresince 1.000 kadar usta, 3-4 bin kadar işçi çalıştırılmış ve bu dönem içinde çok sıkı inzibati tedbirler alınmıştı. Esasen işçi ve usta takımları, kadıları ile birlikte getirilmişler, suç işleyenlere ağır cezaların uygulanacağı, işini süratle bitirenlerin de mükâfatlandırılacağı ilan edilmiştir. 
2.000 m. uzunluktaki Rumeli Hisarı 4 aylık bir çalışmadan sonra Ağustos 1452′de tamamlandı. Hisara 400 yeniçeri ile ilk atanan dizdar Firuz Ağa’dır. Hisar kuvvetli toplarla da donatıldı.
İlk kez 10 Kasımda Karadeniz’den gelen 2 Venedik gemisine ateş açıldı. 26 Kasımda ise Anatonia Rizo’nun süvarilik ettiği gemi batırıldı. 2 Aralıkta da bir Trabzon gemisi güçlükle bu ateş barikatını aşabildi. Hisarın böylece tasarlanan görevi yapabileceği anlaşılmış oldu. İstanbul’un fethinden sonra fazla askeri önemi kalmadığı için siyasi ve askeri suçlular için bir hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır. 17. yüzyılda Rumeli Hisarı dört kapılı küçük bir kale idi. Duvarları arazinin engebelerine göre 5-3 m. arasında değişen bir kalınlıkta idi. Üç büyük burçtan başka küçük kuleleri de vardı. Kulelerin içi ahşap olup, her katta bir ocak bulunuyordu. Hisarın içinde dizdar ve nöbetçi yeniçerileri evlerinden başka Fatih’in yaptırdığı bir mescid, mescidin altında bir sarnıç ve iki de çeşme vardı.
1509 depreminde hasar gören hisar hemen tamir edilmiştir. 1746′da bir yangın geçiren Rumeli Hisarı,  2. Selim zamanında onarılmıştır. Zamanla içine ahşap evler yapılmış, böylelikle konut bölgesi haline gelmiştir. 1918′de bir ölçüde onarılmıştır. 1953′te ise, içindeki bütün evler yıkılarak büyük bir onarımdan geçmiştir. Bahçesi park olarak düzenlenmiş, yalnız minaresi kalan ortadaki camiinin yeri, arazinin eğiminden yararlanılarak açık hava tiyatrosuna çevrilmiştir.
Rumeli Hisarını Harita üzerinde görmek için tıklayınız.
Çarşamba
Ara 17,2008

Söze gerek yok sanırım…

Basınköy

Salı
Ara 16,2008

 

Basınköyden Marmara Denizi…

Harita üzerinde görmek için tıklayın.

Miniatürk

Pazartesi
Kas 17,2008

2003 yılında açılan bu müzede Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilmiş eserlerin 1/25 ölçekli maketlerinin yer almakta. Bunlardan 45′i İstanbul’dan, 45 eser Anadolu’dan 15 eser ise bugün Türkiye sınırları dışında kalan Osmanlı coğrafyasından olmak üzere, 105 sabit eser sergilenmektedir. Haliç ve çevresinin ıslahı ile ilgili önemli adımlardan biri oldu. Miniaturk web sitesi için tıklayın. Haritada yerini görmek için tıklayın.

Salı
Kas 11,2008

İstanbul’un fethinin ertesi günü kurulan bu üniversitenin tarihiyle ilgili wikipedia‘da yeterince bilgi var. Ben sadece panoramik görüntüsünü yayınlıyorum.

Salı
Kas 11,2008

Nalbantçeşme mevkiinden istanbul boğazının panoramik fotoğrafı.